Ağustos, 2009 için Arşiv

28
Ağu

Resulallah’tan İletişim Dersi

   Yazan: islamihayat   Kategori HADİS, SÜNNET, İSLAM

vehbi Vakkasoğlu

Birgün uzaklardan bir kişi Efendimiz’i görmeye mescidi nebeviye geliyor. Soruyor sahabeye;
“Muhammed hanginizdir?”
Hiç birimiz değiliz, neden arıyorsun onu diyor sahabeler. O da cevap veriyor.
“Onu görmek ve konuşmak istiyorum.” diyor.
Birazdan namaz kıldırmaya gelecek bekle diyor sahabelerimiz de.
Merakla çevresine bakmaya başlıyor yabancı, mescidi izliyor bu sırada küçük abdesti geliyor. Dışarı çıkıp müsait bir yer arasa Efendimizi göremem diye telaş edeceğini düşünüp mescidin sakin bir köşesine gidiyor. Onun yaşadığı toplumda bu uygun göründüğü için hemen kalkıyor gidiyor, Sahabeyi kiram çok şaşırıyor tabi hemen yanına gidip yabancıyı yaka paça tartaklamaya başlıyorlar.

Bu sırada Efendimiz mescidi teşrif ediyor. Durun! Kim bu adam diye soruyor. Sahabe anlatıyor durumu onu şikayet ediyorlar Efendimize. Efendimiz yabancının elinden tutup tebessüm edip şöyle diyor sahabeye;
“Sizler şimdi hayırlı bir iş yapmak istermisiniz” diyor.
“Evet ya Resulullah ” diyor sahabe.
” Ohalde gelin su getirin, temizleyin mescidi “diyor Efendimiz.

Sahabe ortalığı temizlerken Efendimiz yabancıya nereden geldiğini, neler yaptığı soruyor. O da anlatıyor Yemenden geldiğini, onu görmek istediğini..

Efendimiz sahabeye dönüp “Uzaklardan gelmiş olan bu kardeşinizi kim doyurmak istiyor.” Herkes seferber oluyor, misafir doyuruluyor. Efendimiz arada sırada yabancının elini ve dizini okşuyor, diz dize oturuyorlar. Yabancı çok mutlu oluyor . Orada bir sohbet veriyor ve yabancı çok etkileniyor. Efendimize tabi oluyor, şahadet getiriyor.Bir süre daha kalıp Yemen’ dönüyor.

O gittikten sonra Efendimiz sahabeye soruyor;
“Sizinle benim misalim neye benziyor biliyormusunuz” diyor.
“Neye benziyor Allah Resulu “diyorlar.

Sizde ben atı kaçmış adama benziyorsunuz. Siz kaçmış atınızı bulmak, yakalamak için elinize bir sopa alıp hiddetli, şiddetli sesler çıkararak ata doğru seyirtiyorsunuz, Ben ise kaçmış atımı yakalamak için elime atın yem torbasını alıyorum içine atın çok sevdiği yemi koyup onu da ata göstererek dilimde onun sevdiği bir ses yavaş adımlarla yaklaşıyorum. Şimdi söyleyin bakayım kaçmış olan atı siz mi yakalıyabilirsiniz yoksa ben mi?
“Siz yakalayabilirsiniz Ey Allah’ın Resulu” dedi sahabe.

Bu misal Efendimiz’in talebelerine verdiği bir iletişim dersiydi. Bir atı ya da insanı kazandıracak prensıpler temelde fark etmiyordu,aynıydı.Kaçmış olan atı yakalamak bir bakıma onunla yeniden iletişim kurmak demekti.İletişim kurduğumuz kişiyide gönlünden yakalamış oluruz. Bir gönle girmek, iletişim kurmak ,bir sevgiye layık olmak ancak sağlıklı iletişimle mümkündü.

İşte bu yolu Efendimiz, Güzeller Güzeli 1400 kusur yıl önce sadelikle anlatıyordu, açıklıyordu. Bir gün Medine açıklarında bir grup kişi gördüler, düşman olabileceklerini düşünüp Efendimiz’ e haber verdiler. 100lerce atlı medineye geldi. Bir baktılar başlarında bizim yabancı, meğer Yemen’de bir komutan, kabile reisiymiş Efendimiz’i anlatmış onlara biat için gelmişler. Böylece efendimizin iletişimi binlerce kişiyi kısa bir zamanda etkileyip bereketlenmiş.

Vehbi Vakkasoğlu

19
Ağu

KİLİSELER BİRLİĞİ VE HZ. MUHAMMED

   Yazan: islamihayat   Kategori FIKIH, HADİS, KUR'AN, SÜNNET, İBADET, İSLAM, İSLAMİHAYAT

7
Ağu

ELİF GİBİ DOSDOĞRU OLUNMALI HAYATTA..

   Yazan: islamihayat   Kategori İSLAM, İSLAMİHAYAT

Elif gibi dosdoğru olunmalı hayatta…

Be gibi tek nokta üzerinde durabilecek kadar dengeli olunmalı…

Te gibi olmalı, veda hutbesinde emanet bırakılan iki şeyi (kuran ve sünnet)
sürekli başının üzerinde taşımalı insan…

Se gibi az konuşup 3 dinlemeli toplumda…

Cim gibi çocukça bakmalı hayata, ama cim kadarda çok iş yapmalı…

Ha gibi gönlü geniş dostlar edinmeli insan,

Hı kadar ağlamaklı olduğunda yardımcı olabilecek…

Dal gibi boynunu bükse de hayat,

Zel gibi şapkasını takmayı bilmeli zorluklara karşı…

Ra kadar rahat olsa da insan bu dünyada,

Ze’nin noktası gibi başında dolanan bir sineğin olduğunu mutlaka bilmeli…

Sin midir sanki bu dünyada noktasız pulsuz tek garip…

şın gibi pulları vermeli getirip…

Sad kadar şişse de karnın,

Dat gibi hayata bir göz kırp…

Tı gibi bir yelkenlidir hayat,

Zı kadar yükü olan…

Ayn gibi göğe çevir yüzünü…

ğayn’ın noktası kadar şüphe olmasın kalbinde…

Fe eyne tezhebuun… (kaçış nereye)

Gaf gibi iki gözünü aç…

Kef kadar karizmatik ol…

Lam gibi tutunacak bir dal ol gariplere…

Mim’lenmiş olsan da yılma yıkılma…

Nun kadar suskun…

Vav kadar edepli ol…

He gibi haykır içinden geçenleri…

Lamelif gibi ellerini O (c.c)’na aç…

Ya Rabbi rahmet ve mağfiret kapılarını bize aç…

Abdullah Cahit DİNÇ

Gönderen : Dua dilencisi ZEYNEP (Group Zahidan)