Ekim, 2009 için Arşiv

ihlas
İhlâs Suresi iç içe sırlarla, dünya ve âhiret mutluluğu ile dolu, fazileti ve sevabı saymakla bitmeyen bir suredir.
Halk dilinde “Kul hü” olarak da anılan İhlâs’ı yediden yetmişe herkes bilir.

İhlâs’ın içinde barındırdığı esrarı Peygamberimiz’den öğreniyoruz.

Ebû Hureyre anlatıyor:

Bir gün Allah Resulü (a.s.m.) “Toplanınız, size Kur’ân’ın üçte birini okuyacağım” buyurdu.

Bunun üzerine toplanan toplandı. Sonra Resulullah (a.s.m.) hane-i saadetlerinden çıktı, geldi, Kul huvallâhu Ehad’i okudu ve tekrar hane-i saadetlerine girdi.

Biz kendi aramızda şöyle konuştuk: “Resulullah (a.s.m.) ‘Size Kur’ân’ın üçte birini okuyacağım’ buyurmuştu. Ben kuvvetle tahmin ediyorum ki, bu, kendisine gökten gelen bir haberdir.”

Daha sonra Resulullah (a.s.m.) çıktı, geldi ve şöyle buyurdu:

“Size Kur’ân’ın üçte birini okuyacağımı söylemiştim. Dikkat ediniz, o sure Kur’ân’ın üçte birine denktir.”

***

İhlâs Suresi hem dünyanın hem de âhiretin mutluluk vesilesidir. Bu iki sırrı Peygamberimiz şöyle dile getirir:

“Günde iki yüz defa İhlâs Suresi’ni okuyan kimsenin, borcu hariç elli senelik günahı bağışlanır.

“Uyumak için yatağa giren kimse sağ tarafı üzerine yatar, sonra yüz defa İhlâs Suresi’ni okursa; kıyamet gününde Cenab-ı Hak o kula şöyle der:

“Ey kulum! Cennete sağ taraftan gir.”

***

İhlâs Suresi sevginin bir alameti, cennetin bir anahtarı mesabesindedir.

Kuba Mescidi’nde imamlık yapan bir sahebi vardı. Namaza durunca önce İhlâs Suresi’ni okur, ardında istediği bir sureye geçerdi. Her rekâtta böyle yapardı. Cemaatten arkadaşları kendisine:

“Sen bu sureyi okuyorsun, sonra da onu yeterli bulmayarak başka bir sure okuyorsun. Ya sadece bu sureyi oku veya onu bırak, başka bir sure oku” deyince:

“Ben bu sureyi bırakacak değilim. Bu sure ile size namaz kıldırmamı istiyorsanız kıldırırım, istemiyorsanız sizi bırakırım” cevabını verdi.

Sonra durumu Resulullah’a (a.s.m.) bildirdiler. Resulullah (a.s.m.), kendisine “Cemaatinin sözünü ettiği şeyden seni alıkoyan ve her rekâtta bu sureyi okumaya seni sevk eden sebep nedir” diye sordu.

“Yâ Resulallah, ben bu sureyi seviyorum” dedi.

Bunun üzerine Resulullah (a.s.m.), “Bu surenin sevgisi seni cennete girdirecektir” buyurdu.

***

Bediüzzaman hadislerde geçen sevapların bir mübalağa/abartı olmadığını bir misalle şöyle açıklar:

Meselâ, içinde mısır ekilmiş bir tarla farz edelim ki, bin tane ekilmiş. Bazı habbeleri yedi sümbül vermiş farz etsek, her bir sümbülde yüzer dane olmuşsa, o vakit tek bir habbe, bütün tarlanın üçte ikisine karşılık olur.

Meselâ birisi on sümbül vermiş, her birinde iki yüz dane vermiş. O vakit bir tek habbe, asıl tarladaki habbelerin iki misli kadardır. Ve böylece kıyas et.

Şimdi, Kur’ân-ı Hakîm’i, nurlu, kutsi semavi bir tarla olarak düşününüz. İşte, her bir harfi, asıl sevabıyla birer habbe hükmündedir. Onların sümbülleri nazara alınmayacak.

Meselâ, Kur’ân-ı Hakîm’in üç yüz bin altı yüz yirmi harfi olduğundan İhlâs Suresi besmeleyle beraber altmış dokuzdur. Üç defa altmış dokuz, iki yüz yedi harftir.

Demek, İhlâs Suresi’nin her bir harfinin sevabı bin beş yüze yakındır. İşte, buna kıyas edilerek başkalarını da tatbik etsen, ne kadar lâtif, güzel, doğru ve mübalağasız bir hakikat olduğunu anlarsın. (Sözler, “Yirmi Dördüncü Söz, Dokuzuncu Asıl”)

MEHMED PAKSU-BUGÜN

28
Eki

KIYMETLİ SÖZLER

   Yazan: islamihayat   Kategori FIKIH, HADİS, KUR'AN, SÜNNET, İBADET, İSLAM, İSLAMİHAYAT

Şikâyetçi olup ağladığım nice günler oldu. Zaman geldi ki, ağladığım günlere ağladım.Hazreti Ebû Bekir Radıyallahu anh
İnandığınız gibi yaşamazsanız yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız. Hazreti Ömer Radıyallahu anh

Gözü haramdan korumak ne güzel şehvet perdesidir. Hazreti Osman Radıyallahü anh

Lüzûmsuz şeylerin peşinden koşan, lüzûmlu şeyleri kaçırır. Hazreti Ali Radıyallahu anh
Cevap çok uzun olduğu zaman doğru gizli kalır. Hazret-i Ali Radıyallahü anh

Kuran tilaveti ile kalbine ruhani feyiz sirayet eden kimse, dostlarının ayrılığı ile vahşet halini hissetmez. Hazreti Ali Radıyallahu anh

Edep aklın suretidir. Hazreti Ali Radıyallahu anh
İnsanlarla öyle iyi geçininiz ki düşmanınız bile ölümünüze ağlasın. Hazreti Ali Radıyallahu anh

Akıl tamam olunca, söz azalır. Hazreti Ali Radıyallahu anh

Derin fikre sahip olanın nazarı da güzel olur. Hazreti Ali Radıyallahu anh

İlimsiz ibadette, tefekkürsüz Kur’an tilavetinde hayır yoktur. Hazreti Ali Radıyallahu anh
Dinî hükümleri kendi aklıyla anlamak ve aklı ona rehber etmek isteyen, peygamberliğe inanmamış olur. Onunla konuşmak akıl işi değildir. İmâm-ı Rabbânî Rahmetullahi aleyh
Eshâb-ı kirâm, sadece sohbet(vaaz) ile nihâyetsiz kemâlata vâsıl oldular. İmâm-ı Rabbânî Rahmetullahi aleyh
Eflatun, felsefecilerin reisidir, Îsâ’nın bi’seti devletine kavuştu, ama onu tasdik etmedi. Cehaleti sebebi ile sandı ki: Kendisinin ona ihtiyacı yoktur. Böylelikle, nübüvvet bereketlerinden bir nasibe nail olamadı. İmâm-ı Rabbânî Rahmetullahi aleyh
Sohbet Ayet-i Kerimeye kırık mana vermek değil, Ayet-i Kerimeyi kalbine indirip, Kalbinden çıkarıp vermektir. Mahmut Ustaosmanoğlu Kuddise Sirruhû

Müslüman bir kadın, çocuğunu emzirdiği sürece, Allah yolunda cihat edenler gibidir. Saîd bin Cübeyr Rahmetullahi aleyh

Düşmanlarınızla oturup kalkan, sizin dostunuz olamaz. Sa’dî Şirâzî Rahmetullahi aleyh

İnsanlar arasında bulun, fakat kimseye yük olma! Hüsameddin Mankpûrî Rahmetullahi aleyh

İlim gıda gibidir. Ona her zaman ihtiyaç vardır. Faydası da herkesedir. Abdülvehhâb-ı Müttekî Rahmetullahi aleyh

Kâfir bile olsa, hiç kimsenin kalbini kırma! Kalb kırmak, Allahü teâlâyı incitmek demektir. Ahmed Yesevî Rahmetullahi aleyh

Allahın kitâbından ve Resûlullahın hadîslerinden sonra, islâm kitâblarının en üstünü, en fâidelisi İmâm-ı Rabbânînin Mektûbât kitâbıdır. Mektûbâtda bildirilen tesavvufdan, tarîkatden ve hakîkî mürşidlerden şimdi hiç kalmadı. Bizler, Mektûbâtdaki ince bilgileri, ma’rifetleri anlayamayız. Abdülhakîm Efendi

İslamiyet’in içinde hiç bir kötülük, İslamiyet’in dışında da hiç bir iyilik yoktur. Ebu-l Vefâ Rahmetullahi aleyh

Üç şey kalbi öldürür: Çok konuşmak, çok uyumak ve çok yemek. Fudayl bin İyad Rahmetullahi aleyh

Dünya üç gündür; dün, bugün ve yarın. Dün geçti. Yarının geleceği belli değil. Öyle ise; bugünün kıymetini bil! Hasan-ı Basrî Rahmetullahi aleyh

Dertsiz Adam derssiz adamdır. Recep Hocamız Rahmetullahi aleyh

Çocuktaki utanma hali ondaki akıl nurunun alametidir. İmamı Gazali Rahmetullahi aleyh

Gençliğin kıymetini ihtiyarlar, huzûrun kıymetini huzûrsuzlar, sıhhatin kıymetini hastalar, hayâtın kıymetini ölüler bilir. Hâtim-i Esam Rahmetullahi aleyh

Define ile Yılan, gülle diken, sevinçle gam bir aradadır. Şeyh Sâdi Şirazi Rahmetullahi aleyh

Ağzına helva verenle ensene tokat atan arasında fark gözettikçe, sende Tevhid tamam değildir. MEVLÂNÂ ALAEDDİN ÂBİZİ

Kendini hak ile meşgul etmezsen, batıl seni işgal eder. İmâmı Şâfî
Yolumuz yâr ile gül bahçesine uğradı;
Ben gafletle güle nazar edince dedi ki yâr :
Muhabbetin şartı bu mudur, utan yaptığından!
Ben varken güle bakmak nasıl elinden gelir? Mevlânâ
Dua Ubudiyetin ruhudur ve halis bir îmânın neticesidir. Said Nursi Mektubat / Yirmi Dördüncü Mektup – s.489
Pâdişâh-ı âlem olmak bir kuru kavga imiş;
Bir velîye bende olmak Cümleden âlâ imiş!… Yavuz Sultan Selim
Kimki Kur’ân bilmedi sanki dünyaya gelmedi. YunusEmre
İnsan ölmez, Dünyasını değiştirir.
Ölen hayvan olur, İnsanlar ölmez!
Ölür ise ten ölür, canlar ölesi değil! YunusEmre
Neyleyeyim dünyayı
Bana Allah’ım gerek.
Gerekmez masivayı
Bana Allah’ım gerek.

Ehli dünya dünyada
Ehli ukba ukbada
Her biri bir sevdada
Bana Allah’ım gerek. Dertli dermanın ister
Kullar sultanın ister
Aşık cananın ister
Bana Allah’ım gerek.
Bülbül güle karşı zar
Pervaneyi yakmış nar
Her kulun bir derdi var
Bana Allah’ım gerek.
Beyhude hevayı ko
Hakkı bula gör ya hu
Hüdayi’nin sözü bu
Bana Allah’ım gerek.
Aziz Mahmut Hüdai

Ölümü gerçekten tanımış bir kimseye, dünya belâ ve musîbetleri, dert ve sıkıntıları çok hafif gelir. Ka’b-ül-Ahbâr Rahmetullahi teâlâ aleyh
Dünya cennete göre zindan, cehenneme göre ise cennet gibidir. Abdulkadir Geylani Rahmetüllahi Aleyh
İki tur insan daima açtır. Biri bilimi arayan, diğeri de parayı. Cat stevens (Yusuf islam)
Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır

Sözü dost, özü düşmandan usandım.
Dili Mümin, kalbi şeytandan usandım.
Herkesin kahrı çekilir ama;
Ben davasız Müslüman’dan usandım.

Kaynaklara benzeriz, çıkar topraktan
Çağlar, köpürür, zevk alırız koşmaktan
Düzlüklere indikçe, akıp sessizce
Tekrar döneriz toprağa, bir çatlaktan

Bir milletin kültürünü kontrol etmek, o milletin dilini kontrol etmekle; bir milleti imha ise nesilleri mazisinden, tarihinden ve bilhassa milli ve manevi değerlerinden koparmakla mümkündür. Bernard Lewis

Cesaret gerektiren yaşamaktır,ölmek değil! M. Antionette

Çalışmak bizi şu üç şeyden kurtarır: Can sıkıntısı, kötü alışkanlıklar, Yoksulluk. VOLTAIRE

Bir pîre demişler ki, evlen! Demiş :
Ben daha bulûğa ermedim!
insan veliliğe erince baliğ olur;
Velilik olmayınca çocukluk olur. Şeyh Şirazî «Gülşen-i Raz»

Gezdim halep ile şamı
Eyledim ilmi talep
Meğer ilim bir hiç imiş
İllâ edep illâ edep.

Bize bir nazar oldu
Cumamız Pazar oldu
Ne olduysa azar azar oldu!

İnsanlara emri bil mâruf yaparken onlara sanki başlarının üzerinde güvercin varmış gibi yaklaşırız. O kuş imanlarıdır

AMELDE YÜSR İTİKADDA YAKİN

Tolstoy: Zindana atılan biçarelere muhafızlarını seçme hakkı verilse bu onların hürriyetini temin eder mi? (etmez ama belki az buçuk rahat etmelerini sağlar hiç sevmiyorum bu adamı :P akMurat)

Tarih bilmeyen diplomat pusuladan anlamayan kaptana benzer. Cevdet Paşa

Dahi bir fesad koptu cihanda
Hevai nefse düştü nâs bu anda
Eğer alim eğer abid bu şanda
Hadis tefsir fıkıh kaldı nihanda
Bu nâsdan ayrılup hakka gidelim
Cemali ba kemaleh seyr idelim İsmet Garibullah Rahmetullahi Aleyh Risale-i Kudsiye

Dost istersen ALLAH yeter
Yaren istersen KUR’AN yeter
Mal istersen KANAAT yeter
Düşman istersen NEFİS yeter
Nasihat istersen ÖLÜM yeter

Hani nerede?
Gönüllerden kubbelere,
Kubbelerden gönüllere
Gürül gürül akan Kur’an sesleri?…
Kur’an sesleri dindirilmiş,
Müslümanlar sindirilmiş!…
Allah-Muhammed-Hülafa-i raşidinin
İsimleri kubbelerden yerlere indirilmiş!…
Mabedimin göğsüne uzanan namahrem eli,
Kimin elidir?!…
Söyle Ayasofya, söyle.
Seni puthane yapan hangi delidir?!…OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ

“Sadece başkaları için yaşanan bir hayat, yaşamaya değer bir hayattır.” – Albert Einstein

“Eğer bir yaşam, tümüyle kişisel arzuları tatmine yönelmişse er yada geç, acı bir düş kırıklığına yol açar.” – Albert Einstein

“Milliyetçilik bir çocukluk hastalığıdır. İnsanlığın kızamığıdır.” – Albert Einstein

Bu müziğin dışındaki insanlar Rock’n Roll müzisyenlerini ve dinleyicilerini hafif kaçık olarak nitelendirir. Bu aslında pek de yanlış değil. Bütün Rock grupları ve sadık hayranları hassas ve tüm olup bitenleri sorgulayan hisli bir yapıya sahip oldukları için çabuk kafayı sıyırırlar.” Ronnie James Dio

İnsan inanır ve inandığı gibi yaşarsa insandır yoksa bir hiçtir! KEMTER

Ağlayım ki göz yaşlarım kalbimi yumuşatsın.KEMTER

Bazı insanlar köpekten beterdir bazılarının ise köpeği olmaya değer. KEMTER

Tek dostum kitaplarım, tek düşmanım cahil dostlarım. Diderot
İnsanlar başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler. Montaigne
Aklı sadece beyin fonksiyonu olarak yıllarca açıklamaya çalıştıktan sonra bir kişinin, varlığımızın iki önemli unusurdan meydana geldiğini savunan fikri benimsemesinin daha mantıklı olduğu sonucuna vardım. Aklı, beynin içindeki sinirsel işlemler bazında açıklamanın imkansız olacağı kesin gözüktüğü için, varlığımızın iki önemli unsuru (madde ve ruh) açısından açıklanması gerektiğini anladım. Wilder Penfield
İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik ER kişinin kârı.
Diğer yayınlarımız için sitemize bakınız: selam.org

Görüş ve katkıda bulunmak isterseniz bize yazın: selam@selam.org

27
Eki

Blue jean ile bin, abaya ile in!

   Yazan: islamihayat   Kategori FIKIH, HADİS, KUR'AN, SÜNNET, İBADET, İSLAM, İSLAMİHAYAT

ayşenur kahveci
Her gün ötesi yok bunun derken, yarın ötesini de görüyoruz.

Her gün bir yaşıma daha girdim diyoruz ve artık kaç yaşında olduğumuzu bile bilmiyoruz.

Her gün biraz daha şaşırıp, her gün biraz daha şaşırmamıza alışıyoruz ve artık şaşırmıyoruz.

Her gün başımıza taş yağacak diye beklerken, her gün yüce yaradanın sabr isminin tecellisine biraz daha şahit oluyoruz ama anlamıyoruz…

…her gün kıyameti bir adım daha yaklaştırıyoruz.

İşte bu ilginç olaylardan birisi daha;

Hatun son sistem sülenmiş, püslenmiş, bir kilo da boya sürmüş yüzüne, daracık blue jeani de çekmiş altına, forsu tam yerinde maşaallah. Ağzındaki sakızıyla da imajına son noktayı koymuş. Özgürlüğünün son saatlerini yaşıyor kendince ,belki de o yüzden böyle dengesini kaybetmiş biraz da…ve işte beklediği an geldi.

İniş için kemerlerinizi takın ikazı duyuldu uçakta. Bizim hatuncağız da kemerini takarken yanına poşetini aldı önce. Çünkü inişten hemen sonra uçaktan ayrılmadan önce giymeliydi abayasını. (Yanılmıyorsam daha önce ki bir yazımda abayanın Suudi Arabistan’da bayanların giydiği siyah pardesü olduğunu belirtmiştim, yanılıyorsam da belirtmiş oldum zaten.)

Yanındaki minicik yavrusundan da çekinmeden, bu çocuk benim hakkımda ne düşünür, nasıl örnek oluyorum yavruma demeden bir güzel abayasını giydi, başını kapattı, bildiğiniz tesettüre girdi ve uçaktan indi bizimki. Bir iki saniyenin içinde büyük değişim gerçekten de. Bu tarz bayanları hep görüyordum ama bu kadar uç noktasını ilk kez görmüş oldum.“Kral efendi, sen nelere kadirmişsin!“ dedim içimden.

İşte sana Allah’ı unutmuş, kula kul olmuş bir gafil!

Öte yandan üzüldüm ama arkadaşa da. İnsanın istemediği bir şeye mecbur bırakılması kötü bir durum tabi. Şimdi onu bulup sorsam kim bilir ne ahlar işitirim. Allah hepimize irade vermiş aslında, neden illa da birileri, birilerinin adına karar vermek ihtiyacı hisseder hatta hükmeder, ilginç. Oysa ki fetret zamanında yaşamıyoruz. Haramı,helali isteyen herkes öğrenebilir. Hesabı da Allah sorar. Koyun, bacak meselesi yine…

Bu, bana göre ibret-i alem bir tabloydu ama uçakta ki diğer insanlar ne düşünerek o kadar gülüştüler bilemiyorum. Onların yaptığı da ayıp ama…Gülmek istese bile insan kendine hakim olmasını bilmeli bence.

Tabi işin bir de şu ciheti var ki; Allah her günahımızın bedelini ya bu dünyada ya ahirette veya her iki alemde de ödetir. Bir uçak dolusu insanın önünde komik duruma düşmek belki de onun bu yanlışının dünyadaki bedelinin bir cilvesidir, veya bedelidir, veya değildir. Allah bilir…

Aslında merak ediyorum bu tarz insanlar ne sanıyorlar acaba, öldükten sonra , mezara girip bir solucan falan mı olacaklarını umuyorlar veya bir ağaç kökü…veya yokluk! Çok ürpertici!

Yokluk diye bir şey olabilir mi yahu? Solucan fikri bile daha iyi. Her şey bu kadar boş mu? Bu kadar teçhizat sadece 60-70 yıllık bir ömür için mi? Yazıklar olsun böyle zanneden zavallılara…Yazık size ve sizin gibilere…

Sizler için sadece dua ediyorum. Rabbim ıslah etsin fakat rahmetiyle ıslah etsin ki; sizin yüzünüzden masumların da canı yanmasın. Yanındaki o minicik saf çocuğu da senin gibi olmaktan korusun.

O bayanla aynı şehirde yaşadığımızı zannediyorum.

Olur da bu yazımı okursa büyük ihtimalle bana kızacaktır.

Eğer kızmaz da yaptığı yanlışı görürse o zaman elhamdulillah derim.

Ve böyle düşünürse lütfen kendisiyle tanışmama bir fırsat versin. Bunu gerçekten çok arzu ederim.
Ama bütün bunlar olursa bir yaşıma daha girerim.

Ayşenur KAHVECİ / Suudi Arabistan